Segah Makamından Bir Demdir Hayat...

3/6/2006 - SANA SESLENMEK İÇİN..

 

 

Gece sessizce başlıyor ve ırmağın-

Öte yakasına geçiyor atlılar.

Bir papatyanın acısını dinliyorum.

Gökyüzü gitgide genişliyor.

Islak yaprakların derin yeşilliği

Islak dağların uyandırdığı keder.

Kendime bir demet çiçek topluyorum

Öğretmenimin iliklediği göğsüm

Ne kadar genç

Ağzımda taptaze bir tütün kokusu

Ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda

Bir ağız mızıkası.

Öğrendiğim ilk şarkılar

Yollar yollar yollar boyunca

Söylediğim ilk şarkılar

Sevgilim olan bütün kızlar

Siyah önlükleri ve

Kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler

İlk fotoğraflarımdaki yakışıklı saçım...

Ey akşam, ey bir aşkın

Başlaması ve bitmesi

Ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı

Ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran.

Gece evleri sardığında

Ve bahçeleri

Işıklar içinde kaçıp giden

Bir tavşan gibi yalnızım.

Yolun iki yanında kalan

Karanlık dağların ötesinde

Neler olup biter

Ve girdiğimiz uykulu kasabada

Lokantadaki uykulu cocuk

Olgun ışıklı lokantada

Olgun patatesler.

Bir adamın

Doğması ve ölmesi

Ve bazı işlemeler yapması hayatında

Bazı bağlardan

Üzüm toplaması

Bazı sinemalara gitmesi

Bazı kızları sevmesi

Ve ölesiye yalnızlık çekmesi

Bazı şehirlerde.

Ey akşam, turuncu ve mor akşam

Ey gökyüzü, ey benim

Gittikçe esmerleşen kalbim.

Şimdi beyaz bir kızın

Yanında olabilmek için

Bazı çılgınlıklar yapabilirim

Onu boynundan öpsem ve onunla

Dönyada olup bitenleri konuşsak

İngiliz birahanelerinde

Damalı kasketleri

Ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle

Ve bütün emekçiler gibi

Çocuksu gözleri

Partal elleriyle oturan

İşçilerden konuşsak

Zencilerden konuşsak sonra

Gülünce bütün yüzleriyle gülen

Yakışıklı ve hazin

Zencilerden.

Gece dünyanın her yerinde

Geliyor ve her yerde

Aynı duygu uyanıyor kalbimizde.

Sen şimdi

Duvarına bir şiirimi asmışındır

Uyuyorsundur

Belki düşünüyorsundur

Sonuncu kattaki odandan

Yıldızlara bakarak.

Ve yıldızlar her zaman

Eski ve tanıdıktır.

Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.

İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda

Sırtüstü uzanıp toprağa

Baktığımız yıldızlar.

Bir harman yerinde ya da.

Düz bir damda.

Uzaktan

Bütün kürtçe türküler gibi

Yanık bir türkü gelirken

Sıcaktan bunalırken

Evler ve yollar;

Ve yaşlı kadınlar

Uyuklar gibi büzülüp minderlerine

Düşünürlerken eskisini

Olağanüstü günlerini

Gece sesizce başlıyor ve ırmağın

Öte yakasına geçiyor atlılar

Çalıların hışırtısını dinliyorum.

Sana seslenmek için

Yeni şiirler tasarlıyorum..

 

ATAOL BEHRAMOĞLU

Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/5/2006 - anne olan bilir.

Anneler günü bu pazar. ve ben bir anneyim. üstelik bir annem var. tüm anneler gününü ktlayan kçük ve sevimli çocuklardan daha bir başka hissediyorum. çünkü herkes yalnızca hediye vermenin ve annesini hatırlamanın neşesini yaşayacakken, ben bir de hediye alacağım. Sevgili oğlumu görüyorum. minik telaşlar içinde ve beni gözlüyor farkediyorum her ne kadar farkettirmemeye çalışsa da. acaba neye ihtiyacım var diyemi bakıyor. yoksa benim anneler gününü unutmuş olduğumu düşünüp büyük bir sürpriz yapabileceğini mi hesap ediyor. onun bu halini öyle seviyorum ki. aslında bilmiyor ama bu hali en güzel hediyedir bana. en güzel hediye kendi varlığıdır. birde arada huysuzluk etmese. bilmiyor ki en güzel hediye huysuzluğudur. Anne olan bilir.

ya ben ne yapacağım?.

kızkardeşimle karar verdik. annemi yemeğe götüreceğiz. sonra... sonra annemin yanaklarına aynı anda kocaman iki öpücük kondurup, hediyelerimizi vereceğiz.

anne olmak güzeldir. anne olan bilir.

anne olmak özeldir.

anneler günü olmasa bile.

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/4/2006 - sen nasıl bir insansın?

sen nasıl bir insansın.

insansın herşeyden önce, gerçek insan.

bunu bana 'hayır' diyerek nasılda ispatladın.

ve hayatımda ilk defa belkide bana 'hayır' diyen birini

takdir ettim, saygı duydum ve kendimi değerli hissettim.

evet bir kez daha senin hakkında uzaktan da olsa 

'kesinlikle yüreği olan biri' şeklindeki düşüncemi nasılda doğru çıkardın.

 ve seni saygı ile selamlarken ben,

yanında yüreğinde ben olamayışıma mı yanayım,

yoksa gerçekten aşkın ve sevginin hakkını verebilecek birilerinin hala bir yerlerde varolduğunu bana gösterdiğine mi sevineyim bilemedim. ama sen, inanılmaz bir insansın. sen bu yalan hayat içinde gerçek olan bir yüreğe sahip, sevgiye ve sevdiğine layık bir insansın. insansın herşeyden önce. bunu anladım.

hem anladım, hem kıskandım hem inandım. inandım ki, kaderden kaçış yok.

belki bir başka yerde, bir başka zamanda bir başka insan daha olabilir.

sana teşekkür ederim. bana aşka sadık aşka layık birilerinin hala yaşıyor olduğunu gösterdiğin için.

sana teşekkür ederim. senin dediğin gibi, aşk gibi yüce bir duyguya, karşı taraf ne durumda olursa olsun, sırf kendi sevdanın hatırına, yapılması gerekenleri yapacak kadar yürekli olunması gerektiğini hatırlattığın için.

sana teşekkürler aşkın ne olduğunu 'hayır' derken bile öğreteblecek kadar nazik ve dürüst olabildiğin için.

sana teşekkürler iyi insan.

sana teşekkür BANA HAYIR DEDİĞİN İÇİN!..

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/3/2006 - NİSAN 1 ŞAKASI NEDİR?

bir nisan şakalarını sevmemekle beraber (aslında hiçbir şakayı sevmem) en sonunda internette gezinirken bu münasebetsiz işin nereden ve kimin başının altından çıktığnı öğrenmiş oldum.:))

1 nisan şakasına sinir olurum.

paranı alır vermezler.

evinde bir sorun varmış gibi telefon açarlar

en son bizim muhasebe şefi elinde bir evrakla gelip

leyla hanım, içinde bulunduğunmuz ekonomik darboğaz sebebiyle maaşınızdan 200 milyon eksiltilecektir. tüm çalışanlar için geçerlidir buyrun imzalayın demişti...

iğrenç...

 

 

1 Nisan şakasının kökeni nedir? 1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı..

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/2/2006 - KARACAOĞLAN TAZE SEVERDİ.:)

Dün gece dün gece gördüm düşümde

Göçün çekmiş gider ili Zeyneb'in

İnci mercan gibi ufak dişinde

Tatlı tatlı söyler dili Zeyneb'in

 

Zeyneb pek küçüktür haldan bilmiyor

Ün eyledim hiç yanıma gelmiyor

Göz görüp de gönül karar kılmıyor

Aştı üstümüzden yolu Zeyneb'in

 

Yaz gelip de meyvaları yetmemiş

Şeyda bülbül konup figan etmemiş

Bahçasında mor menevşe bitmemiş

Açılmış goncası gülü Zeyneb'in

 

Sabah olur seher yeli estirir

Siyah zülfü mah yüzünde gezdirir

Zalım engel yari bize küstürür

Dolansın boynuma kolu Zeyneb'in

 

Bahar olup seher yeli esti mi

Zeyneb bizim ile kadem bastı mı

Acep bizden umudunu kesti mi

Karacaoğlan olsun kulu Zeyneb'in

 

karacaoğlanın şiirleri türküleri hep güzel. ama hep çıtır kızların peşinde koşmuş canım. mehmet ali gibi bir şeymiş anlaşılan.

ama güzel gerçekten.:)

 

Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

söylemek istediklerimi, yüreğimden geçenleri, hissettiklerimi söylüyorum ya sana, benim dilimden benim sesimden olması şart mı?..

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Arkadaşlarım

caglar
bibis
raciegi
konjenital
unutmabeni
clematis
reybah
karagul